Kadına Yönelik Şiddet, Cinsiyet Ayrımcılığına Dayalı Bir İnsan Hakları İhlalidir

Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü 1999 yılında kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla BM Genel Kurulu kararı ile ilan edilmiştir. BM Genel Kurulu 1999 yılında 25 Kasım gününü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan etmiştir.

Dünyada ve Türkiye’de yasal düzenlemelere rağmen şiddetin önüne geçilmemiştir. Yasal düzenlemelerden biri de; Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi kısa olan adıyla İstanbul Sözleşmesidir. 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzaya açılmış ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 27 ülke tarafından imzalanmıştır.  24 Kasım 2011 tarihinde TBMM tarafından onaylanarak, 8 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye sözleşmeyi çekincesiz olarak onaylayan ilk devlettir. Bununla birlikte, İstanbul Sözleşmesi’nin iç hukuka yansıtılması amacıyla, Sözleşme tedbirlerine uygun şekilde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından “6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” hazırlanarak 2012 yılında yürürlüğe konmuştur. Söz konusu Kanun, getirdiği kapsamlı düzenlemelerle uluslararası alanda da emsal niteliğindedir. Yine Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı (2008-2013) ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı (2012-2015) ile yasal düzenlemeler, farkındalık yaratma ve zihinsel dönüşüm, kadının güçlendirilmesi ve koruyucu hizmet sunumu, sağlık hizmetlerinin sunumu ve kurum/kuruluşlar arası işbirliği olmak üzere 5 temel alanda iyileştirmeler hedeflenmiştir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından Hacettepe Üniversitesine yaptırılan 2013-2014 yıllarında gerçekleştirilen “Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması” sonucuna göre, hem kadınlar hem de erkekler açısından, kadına yönelik şiddet konusunda önemli bir farkındalığın oluştuğunu göstermektedir. Kadınlar şiddetle mücadelelerinde bir kurumdan yardım almasalar da, şiddetle mücadele alanında hizmet veren kurumlar hakkında bilgi sahibi olanların oranı, ülke genelinde azımsanmayacak düzeydedir. Ayrıca Kadın istihdamı konusunda pozitif ayrımcılık uygulamaları sayesinde kadının 2008’de iş gücüne katılım oranı %24,5 iken 2015’te bu oran %31,6 ya çıkmıştır.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için sunulan hizmetler önleyici hizmetler ve müdahale hizmetleri olarak 2 başlık altında toplanabilir. Önleyici hizmetler; toplumda kadına yönelik şiddetin ortaya çıkmasını önlemeyi hedeflemekte ve bu sorunun meydana gelmesine yol açan nedenlerin saptanmasını ve çözüm yollarının üretilmesini kapsamaktadır. Kadınların güçlendirilmesine ve toplumsal statülerinin yükseltilmesine yönelik cinsiyet eşitliği eğitimi, Milli Eğitim Bakanlığı ile iş birliği içerisinde eğitime katılımın ve okur-yazar oranlarının arttırılması, Belediyelerle yapılan iş birliği ile meslek edindirme kurslarına katılım sağlanması ayrıca kadına yönelik şiddet konusunda toplumun bilinçlendirilmesi, hizmet sunucuların eğitilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin artırılması çalışmaları ile aile içi şiddete neden olan olumsuz tutum ve davranışların ortadan kaldırılması için faaliyetler sürdürülmektedir.

İlimizde 2016 yılı Nisan ayından itibaren Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne bağlı olarak açılan Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi Müdürlüğü tarafından ise 6284 sayılı kanun kapsamında 722 şiddet mağduru kişinin tedbir takibi yapılmaktadır. Ayrıca 332 kişiye psikososyal destek, rehberlik ve danışmanlık hizmeti sağlanmıştır. İlimizde 2016 yılı içerisinde 6284 sayılı kanun kapsamında hakkında tedbir kararı verilen 1150 kişi vardır. 2013 yılından bu güne kadar kadın konukevi hizmetinden 265 kadın ve beraberindeki 180 çocuk, kadın konukevine bağlı ilk kabul biriminden ise 1416 kadın ve beraberindeki 729 çocuk yararlanmıştır. 

Şiddeti kanun ve yasaların tek başına engelleyemediği açıktır. Kadına yönelik şiddet, cinsiyet ayrımcılığına dayalı bir insan hakları ihlalidir.  Kadına yönelik şiddet; kadının yaşam  hakkının, güvenliğinin, onurunun, özgürlüğünün ve bedensel bütünlük hakkının sırf kadın olması nedeniyle ihlalidir. Bu nedenle toplumdaki  her bireyin ve her kurumun şiddeti önlemede sorumluluk alması ve eşgüdüm içinde hareket etmesi gerekmektedir.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi'nin (UN Women) dünya çapında organize ettiği "Kadına Karşı Şiddetle Mücadele İçin 16 Günlük Aktivizm Kampanyası" kapsamında şiddete karşı kadınlarla dayanışma ve işbirliği içinde hareket edeceğimizi  duyuruyoruz.
 
 
Aile ve Sosyal Politikalar
İl Müdürlüğü

 
 
 
 
 


Sonraki Sayfa: Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Projesi Eskişehir Eylem Planlaması

Önceki Sayfa : SİROMA Eğtimleri